Grönland ve Antarktika’daki buz tabakaları, 1979 ile 2023 arasındaki 47 yılda toplam 11,3 trilyon ton kütle kaybetti. Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ve NASA’nın desteklediği uluslararası IMBIE değerlendirmesine göre bu erime küresel deniz seviyesini 31,4 milimetre yükseltti. Bulgular 16 Eylül 2026‘da Nature grubunun Scientific Data dergisinde yayımlandı ve kıyı kentleri için sel riskinin hızla büyüdüğünü bir kez daha doğruladı.
Ölçüm Nasıl Yapıldı?
Çalışma, Ice Sheet Mass Balance Inter-comparison Exercise (IMBIE) ekibi tarafından yürütüldü. Northumbria Üniversitesi’nden Dr. Inès Otosaka ve Prof. Andrew Shepherd ile Washington Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan Dr. Tyler Sutterley’nin liderliğindeki ekip, 27 uydu misyonundan elde edilen 42 bağımsız ölçümü karşılaştırdı. Önceki değerlendirmeler yalnızca 1990’lardan bu yana toplanan Avrupa uydu verilerine dayanıyordu; ekip bu kez NASA verilerini de devreye sokarak kayıtları Grönland için 1972‘ye, Antarktika için ise erken dönem Landsat arşivi sayesinde 1979‘a kadar geriye uzattı.
Buzullar Neden Bu Kadar Hızlı Eriyor?
Araştırmaya göre erimenin altıda beşi sıcak havadan değil, buz tabakalarını alttan ve kenarlardan aşındıran ısınan okyanus sularından kaynaklanıyor. Denize dökülen buzulların akış hızındaki artış, kütle kaybını on yıldan on yıla belirgin şekilde büyütüyor. Bu tablo, Yeşil Ajanda’nın daha önce ele aldığı UNEP uyarısıyla da örtüşüyor: küresel ısınmanın 1,5°C eşiğine yaklaşması, kutup bölgelerindeki geri bildirim döngülerini hızlandırıyor.
Sayılarla Kayıp Ne Anlama Geliyor?
11,3 trilyon ton buz, gündelik ölçekte kavranması güç bir rakam. Araştırmacıların karşılaştırmasına göre bu miktar, kıtasal ABD topraklarının tamamını yaklaşık 1,5 metre kalınlığında buzla kaplamaya yetecek hacimde. Aynı erimeden çözülen su ise küresel ölçekte yaklaşık 11,3 katrilyon litreye karşılık geliyor; bu da 47 yıl boyunca her yıl ortalama 240 milyar ton buzun geri dönüşsüz biçimde okyanuslara karıştığı anlamına geliyor.
Önceki Değerlendirmelerden Farkı Ne?
IMBIE ekibinin önceki raporları, veri kısıtı nedeniyle yalnızca 1990’lardan itibaren toplanan Avrupa uydu kayıtlarına dayanıyordu. Kayıtların Grönland için 1972’ye, Antarktika için 1979’a uzatılması, bilim insanlarına erimenin tekil bir sıçrama değil on yıllar içinde büyüyen bir eğilim olduğunu gösterme imkanı verdi. Bu da politika yapıcılar için azaltım hedeflerinin zaman çizelgesini gözden geçirme baskısını artırıyor.
Deniz Seviyesi ve Türkiye’ye Etkisi
Araştırmanın baş yazarı Otosaka’ya göre her 1 santimetrelik deniz seviyesi yükselişi, dünya genelinde 2 ila 3 milyon insanı yılda en az bir kez sel riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Türkiye’de de İstanbul, İzmir ve Adana gibi kıyı metropollerinin alçak kesimleri bu riskin dışında değil; kıyı altyapısı, liman tesisleri ve tarım arazileri uzun vadede uyum yatırımı gerektiriyor. Yeşil Ajanda’nın iklim finansmanında uyumun ihmal edilmemesi gerektiğine dair değerlendirmesi, bu bulgularla birlikte okunduğunda daha da anlam kazanıyor.
Sonuç
Yeşil Ajanda olarak, IMBIE raporunun ortaya koyduğu tabloda şu üç noktaya dikkat çekiyoruz:
- Erime hızlanıyor: Kayıtların 47 yıla uzatılması, kütle kaybının tekil bir sıçrama değil, on yıllar içinde büyüyen bir eğilim olduğunu gösteriyor.
- Neden okyanus: Isınan deniz suyunun buz tabakalarını içeriden eritmesi, azaltım politikalarının yalnızca hava sıcaklığına değil okyanus ısınmasına da odaklanması gerektiğine işaret ediyor.
- Uyum artık ertelenemez: Deniz seviyesi yükselişinin kıyı nüfusuna etkisi somutlaştıkça, Türkiye dahil kıyı ülkeleri için uyum yatırımları azaltım kadar öncelikli hale geliyor.
Sıkça Sorulan Sorular
Kutup buzulları toplam ne kadar erimiş durumda?
Grönland ve Antarktika buz tabakaları, 1979-2023 arasında toplam 11,3 trilyon ton (yaklaşık 11.309 milyar ton) kütle kaybetti.
Bu erime deniz seviyesini ne kadar yükseltti?
IMBIE değerlendirmesine göre bu kayıp, aynı dönemde küresel deniz seviyesini 31,4 milimetre yükseltti.
Buzul erimesinin asıl nedeni sıcak hava mı?
Hayır. Araştırmacılara göre erimenin altıda beşi, sıcak havadan çok buz tabakalarını alttan ve kenarlardan aşındıran ısınmış okyanus sularından kaynaklanıyor.
Kaynak: TRT Haber – Çevre





