Akdeniz havzası, iklim değişikliğinin en kırılgan bölgelerinden biri olarak her yıl daha fazla sıcak hava dalgası, orman yangını, kuraklık ve aşırı hava olayıyla karşı karşıya kalıyor. Mısır’da gerçekleştirilen Barselona Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nda (COP24), Türkiye’nin Akdeniz’de iklim değişikliği ile mücadelede liderlik üstlenme kararlılığı bir kez daha vurgulandı.
Akdeniz Havzasının İklim Açısından Kırılganlığı
Akdeniz, küresel ortalamanın üzerinde ısınan, su kaynakları baskı altında olan ve kıyı alanları deniz seviyesindeki yükselişten doğrudan etkilenen bir bölge. Bu nedenle:
- Sıcak hava dalgaları daha sık ve şiddetli yaşanıyor.
- Kuraklık ve su stresi hem tarımı hem de içme suyu teminini tehdit ediyor.
- Kıyı erozyonu ve deniz seviyesindeki yükselme, turizm ve yerleşim alanları açısından ciddi risk oluşturuyor.
Barselona Sözleşmesi tam da bu nedenle Akdeniz ülkelerini bir araya getirerek deniz, kıyı ve iklim kaynaklı çevresel sorunlara karşı ortak bir çerçeve sunuyor.
COP24’te Gündemin Odağında Ne Vardı?
Mısır’da yapılan COP24 toplantısında:
Akdeniz’de iklim değişikliğine uyum önlemlerinin güçlendirilmesi,
Deniz kirliliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kıyı alanlarının korunması,
İklim finansmanı, teknoloji paylaşımı ve kapasite geliştirme,
Bölge ülkeleri arasında iklim diplomasisinin derinleştirilmesi
ön plana çıktı.
Türkiye, bu başlıkların tamamında hem kendi ulusal iklim politikalarını anlattı hem de Akdeniz havzasında daha güçlü bir iş birliği için çağrıda bulundu.
Akdeniz İklim Politikasının Yeni Beyni: İstanbul CC/RAC
Barselona Sözleşmesi COP24 toplantısında, Akdeniz’de iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarını koordine edecek Bölgesel İklim Değişikliği Faaliyet Merkezi’nin (CC/RAC) 2026 itibarıyla İstanbul’da fiilen faaliyete geçmesi kararlaştırıldı. Böylece Türkiye, yalnızca ulusal iklim hedefleriyle değil, Akdeniz’in bölgesel iklim gündeminin şekillenmesi açısından da merkezî bir rol üstlenmiş oluyor.
Bölgesel Liderlik İddiası
Türkiye, son yıllarda iklim değişikliği ile mücadele politikalarını güçlendirirken, Akdeniz özelinde de daha görünür ve etkin bir rol üstlenmeye yöneliyor. Bakanlık tarafından paylaşılan açıklamalarda, Türkiye’nin:
İklim değişikliği ile mücadelede sorumluluk üstlenen,
Akdeniz’de adil ve dengeli bir dönüşümden yana,
Bilim temelli, veri odaklı ve kapsayıcı iklim politikalarını savunan
bir ülke olarak konumlandığı vurgulanıyor.
Bu vizyon, hem ulusal politikalar hem de bölgesel ve küresel müzakerelerde Türkiye’nin elini güçlendiriyor.




